Afyon Kültür Sanat
Hoşgeldiniz

  • DOLAR
    7,9701
  • EURO
    9,4633
  • ALTIN
    487,38
  • BIST
    10,4074
Şükrü Sarıdere
Şükrü  Sarıdere
sukru@saridere.com.tr
Şükrü Sarıdere ile Sanat Sepet
  • 0
  • 205
  • 10 Mayıs 2020 Pazar
  • 1 Star2 Stars3 Stars4 Stars5 Stars
  • +
  • -

Sanat tarihçilerinin uzun yıllardan beri tartıştıkları fakat günümüzde dahi nihai bir sonuca varamadıkları, insanoğlunun ilk olarak heykeli mi yoksa resmi mi yaptıkları sorusudur. Pek tabii böyle bir sorunun hemen bir cevaba bağlanmasını bekleyemeyiz. Her yeni keşif ile tarih biraz daha geriye gitmektedir. Cevabı her ne olursa olsun her iki disiplininde insanoğlu açısından yeri ve ehemmiyeti yadsınamaz. Hal böyle iken bizde klasik sanat tarihi konuşmaları yerine sayfamıza çağdaş ve birbirinden değerli sanatçı dostlarımızı konuk ederek, plastik sanatların sadece sanat açısından değil sosyolojik, iktisadi ve daha genel bir perspektif ile siz okuyucuya sunmak istedik.

Yine bir diğer mesele ise daha önce konuşulan konuların genelde tek bir açıdan yorumlanması konusudur. Sanat diye kısa bir harf diziliminden oluşan iki dudak hareketiyle okunan bu sözün arka planı oldukça geniş bir yer tutmaktadır. Ekonomik olarak bakmak gerekirse sadece bu sene dünya sanat piyasası 60 milyar doların üzerinde bir alanı işgal etmiştir ki bu pek te homurdanarak büyük bir iştiyakla söyleyeceğim bir özelliği değildir. Yine de tüm yönleriyle konuşmak için belirtmek gereği duydum. Sanatçı, sanatsever, koleksiyoner, eleştirmen, küratör, komiser gibi gibi bir kısmı afili kelimelerden oluşan bazı meslek bazı haz gruplarını da içerisinde bulundurduğu da pek tabii ortadadır. Bu kısa girizgah ile peyderpey yayımlanacak olan silsilenin mahiyetinin ana hatlarını çizdiğimi düşünüyorum.

60*81 Cihangir’de Nüzhetiye Camii ve Sarayburnu T.Ü.Y.B

 

Bu yazımızda ressam Serdar Samancıoğlu bizimle olacak. Sanatçıyı biraz tanımak gerekirse;

1951 yılında TARSUS’TA doğdu. İlk resim çalışmalarına 1960 yılında MERSİN’DE başladı. Sonraki yıllarda Doğa ve İnsan konulu, yönelimleri içinde barındıran Görme İzleme ve incelemelerle Boyama Tekniğini geliştirmeyi amaçlayan yöresel resim çalışmaları yaptı. 1973 yılında İstanbul’a geldi.1978 yılında Resim sanatı konusunda izleme, Araştırma ve çalışmalar yapmak üzere bir yılı ,aşkın süre Paris’te bulundu. Dönüşünden sonra İstanbul’un tarihi mirası olan henüz yitirilmemiş Kültürel, Mimari ve Doğal zenginliklerini tuvallerine aktarmaya başladı. 1985 yılında Güzel Sanatlar Birliğine intisap etmiş ve günümüze değin birçok kez yönetim kurulu üyeliğinde bulunmuştur.

Sanatçı aynı zamanda GESAM, RESSAMLAR derneği ve Art&CO Kollektif üyesidir. Yapıtlarını kendine özgün ve somut değerlendirmelere içinde sunmakta olan sanatçı zamana direnebilen kültürel ve estetik değerlerin tabiatla iç içeliğini belgesel ve duygusal anlamdaki niceliğini tuvallerinde yansıtmaya yönelmiştir. Yapıtlarının bir bölümü yerli ve yabancı koleksiyonlarda yer almıştır. Sanat hayatını sulu boya ve yağlı boya çalışmalarla sürdürmektedir.

 

Serdar Samancıoğlu’nu Prof. Dr. Dinçer Erimez’den dinlersek;

‘’Serdar SAMANCIOGLU’nun, üzerinde sohbet imkânı bulduğum son resimleri, kendine özgü çizgiden yorulmaz, bıkmaz başarılı bir sanatçının çalışmaları olarak görülüyor. Samancıoğlu, resimleriyle İstanbul sevdalısı bir ressam olduğunu anlatıyor. İstanbul eski sevdalıları Hoca Ali Rıza, Feyhaman Duran, Hikmet Onat, İbrahim Çallı, Hasan Vecih Bereketoğlu’nun sanki izinden giderek, yeniden İstanbul konulu resimler yapıyor. Genelde tenha, sessiz sokaklar, Beykoz, Kanlıca, Anadoluhisarı, Göksu, Kandilli eski yalıları, Köşkleri, Boğaz, haliç ve tekneler, vapurlar… Paletinde daima doğanın değişmez, eşsiz renk uyumunu arıyor. Tüm resimlerinde şiirsel, sıcak bir aydınlık egemen… Samancıoğlu Tarsus doğumlu. Çocukluğunda resim, afiş, kitap resimlemeleri çalışarak, yeteneğini geliştirdiğine inanıyor. Ankara’da askerliği sırasında da kompozisyonlar, on beş-yirmi metre boyunda Atatürk portreleri gerçekleştirmiş. 1973’de yerleştiği İstanbul’da resimle ilgili çalışmalar sırasında, gezdiği sergilerin hocalığında sanatını geliştirmeye devam etmiş. 1978 -1979 yıllarında Fransa ve İsviçre’de özellikle Paris ve Cenevre müze ve galerilerinde sanatına yararlı çalışmalar ve incelemeler yapmış. Louvre müzesinde Monet ve Pisarro’yu öncelikle sevdiğini, Rembrandt, Rubens ve Goya’yı da temelde büyük ustalar olarak saydığını anlatıyor. Samancıoğlu resimlerine, sanatına güncel görüşlerden, tasalardan, etki gölgesi düşsün istemiyor. Atölyesinde bana içtenlikle sergilediği resimlerinden “Beşiktaş vapur iskelesi 1989” “Göksu deresi 1989” “Çengelköy vapur iskelesi 1990” “Haliç eski Galata köprüsü ve Yeni Camii 1989” “Beykoz 1986” “Amcazade Hüseyin Paşa yalısl1994” “Kandilli sırtlarından 1987” “Rumeli Kavağı 1983” “Eşinin” ve “Süleyman Seba’nın” portresi kendi anlayışının, ısrarlı tarzının güzel, güçlü örneklerinden… ‘

Süleyman Seba “Efsane Başkan” portresi T.Ü.Y.B

 

Serdar bey halihazırda, sanatına İstanbul Beşiktaş Süleyman Seba caddesi üzerinde ki atölyesinde aktif bir şekilde devam etmektedir. Klasik empresyonist resim anlayışına vermiş olduğu emeklerinden ve bize ayırdığı zamanı için teşekkürlerimizi sunarız.

Sevgi, sanat ve muhabbetle kalınız.

 

Şükrü SARIDERE

Sosyal Medyada Paylaşın:

Düşüncelerinizi bizimle paylaşırmısınız ?

Sponsorlu Bağlantılar
reklam
  • YENİ
  • YORUM